29 Temmuz 2015 Çarşamba

değişen bir şey yok hiç, ölüm hariç.

"Kader mi, rivayet mi yoksa bir âh mı yaşadığımız?" diye soralı çok zaman oldu, bir dosta. Bana kalırsa bir âh. Bana kalırsa çünkü, "kuşlar tünesin evine" demek, Anadolu`da, en azından benim yaşadığım coğrafya da, bir bakıma kendini dahil etme çabasında bir Afrika, en büyük beddua. En büyük beddua, boşalan bir ev ve devamında ev sakinleri olarak kuşlar. Kuşlar ki en sevilen özgür hayvan türü, yine de bir bedduaya konu.
 Amma velakin ben böyle afilli sözler edemem. Muhtemeldir ki, bir yerden duydum, bir yerde okudum. Muhtemeldir ki dost, buralarda bir yerlerde.
Çok zaman oldu, biliyorum. Biliyorum ayıp ediyorum.
En başta anneme.
Ama bu öyle bir dünya ki, ayıp ettiriyor eşe dosta.


   


"Hem buraya çok az insan geliyor, çok insan gidiyor. E kalan da bekliyor ama bazen çok uzun bekliyor. Yani, hani mesela zannediyorsun ki bir yoldan birisi gelecek. Boş uzun bir yol. Devamlı ona bakıyorsun, ondan sonra kimse gelmiyor."